Alfa Lipoik Asit (ALA) Nedir? Ne İşe Yarar?
Alfa lipoik asit, yani ALA, son yıllarda antioksidan destek, metabolik sağlık ve sağlıklı yaş alma uygulamalarında adını daha sık duyduğumuz moleküllerden biri.
Peki alfa lipoik asit gerçekten nedir? Vücudumuzda ne işe yarar? Neden diğer antioksidanlardan biraz farklıdır? Takviye veya damar yoluyla uygulanması herkese gerekli midir?
Önce ALA'nın vücuttaki gerçek görevinden başlayalım.
Alfa lipoik asit nedir?
Alfa lipoik asit, vücudumuzda doğal olarak bulunan ve hücresel enerji metabolizmasında görev alan bir bileşiktir.
Özellikle hücrelerimizin enerji üretim merkezi olarak düşünebileceğimiz mitokondrilerdeki bazı enzim sistemlerinin çalışmasında rol oynar.
ALA'yı ilginç kılan özelliklerden biri ise hem suda hem de yağda çözünebilen özellik göstermesidir. Bu nedenle vücudun farklı bölümlerinde antioksidan sistemlere katkıda bulunabilir.
Aynı zamanda C vitamini, E vitamini ve glutatyon gibi diğer antioksidan sistemlerle de ilişkilidir.
ALA ne işe yarar?
ALA'nın en çok araştırılan özelliklerinden biri oksidatif stresle ilişkili süreçlerdeki rolüdür.
Vücudumuz normal metabolizma sırasında sürekli olarak reaktif oksijen türleri üretir. Bunların üretimi ile antioksidan savunma sistemleri arasındaki dengenin bozulması oksidatif stres olarak adlandırılır.
ALA, bu antioksidan savunma sisteminin bir parçası olarak değerlendirilebilir.
Ancak ALA yalnızca bir “antioksidan takviyesi” değildir. Enerji metabolizması ve glukoz metabolizmasıyla ilişkili biyokimyasal süreçlerde de rol oynar.
ALA ve kan şekeri ilişkisi
Alfa lipoik asidin özellikle insülin duyarlılığı ve glukoz metabolizması üzerindeki etkileri uzun zamandır araştırılıyor.
Bazı çalışmalarda ALA kullanımının glukoz metabolizmasının bazı göstergeleri üzerinde olumlu etkileri olabileceği bildirilmiştir. Ancak bu, ALA'nın diyabet veya insülin direnci tedavisinin yerine geçtiği anlamına gelmez.
Özellikle kan şekeri düşürücü ilaç kullanan kişilerde ALA gelişigüzel kullanılmamalıdır.
Fonksiyonel tıpta da benim yaklaşımım tek bir takviyeyle kan şekerini düzeltmeye çalışmak değildir. Beslenme, kas kütlesi, fiziksel aktivite, uyku, vücut kompozisyonu ve kişinin metabolik durumu birlikte değerlendirilmelidir.
Diyabetik nöropatide ALA
ALA'nın tıpta en çok araştırıldığı alanlardan biri diyabetik periferik nöropatidir.
Diyabete bağlı sinir hasarında ortaya çıkabilen yanma, ağrı, karıncalanma ve uyuşma gibi yakınmalar üzerindeki etkisini araştıran klinik çalışmalar bulunmaktadır.
Özellikle bazı ülkelerde alfa lipoik asit bu alanda uzun yıllardır kullanılmaktadır.
Ancak uygulama şekli, dozu ve tedavi süresi kişinin klinik durumuna göre değerlendirilmelidir.
Alfa lipoik asit zayıflatır mı?
ALA hakkında internette sık karşılaştığımız iddialardan biri de “yağ yakıcı” veya “zayıflama takviyesi” olduğudur.
Bazı çalışmalarda vücut ağırlığı üzerinde mütevazı düzeyde etkiler bildirilmiş olsa da ALA'yı bir zayıflama tedavisi veya güçlü bir yağ yakıcı olarak tanımlamak doğru değildir.
Kilo yönetiminin temelini hâlâ beslenme düzeni, fiziksel aktivite, kas kütlesinin korunması, uyku ve kişinin metabolik sağlığı oluşturur.
Bir takviyeden bütün bunların görevini üstlenmesini beklemek gerçekçi değildir.
Ağızdan mı, damar yoluyla mı?
Alfa lipoik asit hem oral takviye olarak kullanılabilir hem de belirli durumlarda damar yoluyla uygulanabilir.
Ağızdan kullanım günlük yaşam açısından daha pratik olabilir. Ancak emilim; kullanılan formdan, besinlerden ve kişisel faktörlerden etkilenebilir.
IV uygulamada ise gastrointestinal emilim basamağı ortadan kalkar ve ALA doğrudan dolaşıma verilir.
Fakat burada da aynı noktayı özellikle vurgulamak isterim:
Damar yoluyla verilmesi, bir uygulamanın otomatik olarak herkes için daha iyi veya daha gerekli olduğu anlamına gelmez.
IV alfa lipoik asit tıbbi bir uygulamadır. Kişinin mevcut hastalıkları, kullandığı ilaçlar ve uygulamanın amacı değerlendirilerek planlanmalıdır.
ALA ile glutatyon arasındaki ilişki nedir?
ALA ve glutatyon birbirinden tamamen bağımsız iki sistem değildir.
Alfa lipoik asidin hücresel antioksidan sistemler ve glutatyon metabolizmasıyla ilişkili etkileri bulunmaktadır. Bu nedenle fonksiyonel tıp ve IV uygulamalarında bu iki molekülün adını zaman zaman birlikte duyarız.
Fakat buradan “ALA + glutatyon herkese uygulanmalıdır” sonucu çıkarılmamalıdır.
Benim için önemli olan hangi moleküllerin popüler olduğu değil, kişinin gerçekten neye ihtiyacı olduğudur.
Herkes ALA kullanmalı mı?
Hayır.
“Antioksidan” kelimesinin olumlu çağrışımı nedeniyle antioksidanların ne kadar fazla alınırsa o kadar iyi olacağı düşünülebiliyor. Oysa insan vücudunda amaç oksidanları tamamen ortadan kaldırmak değildir.
Oksidatif süreçlerin de normal fizyolojide görevleri vardır. Önemli olan dengeyi korumaktır.
Bu nedenle ALA dahil olmak üzere takviyeleri kişinin ihtiyacından bağımsız, gelişigüzel ve yüksek dozlarda kullanmayı doğru bulmuyorum.
ALA sağlıklı yaş alma yaklaşımında nerede duruyor?
Sağlıklı yaş alma yalnızca vitaminler, serumlar veya takviyelerden oluşmaz.
Mitokondri sağlığını ve metabolik sağlığı konuşuyorsak; düzenli egzersiz, yeterli kas kütlesi, kaliteli uyku, dengeli beslenme, kan şekeri kontrolü ve sigaradan uzak durmak hâlâ elimizdeki en güçlü araçlardır.
Alfa lipoik asit ise uygun kişide ve doğru endikasyonda bu bütüncül yaklaşımın bir parçası olabilir.
Fonksiyonel tıbbın amacı herkese aynı takviyeleri vermek değil; kişinin ihtiyaçlarını değerlendirerek doğru müdahaleyi doğru kişiye planlamaktır.







Yorumlar