Beyin Sisi Nedir? Neden Odaklanamıyorum ve Unutkan Hissediyorum?
“Bir şey söyleyecektim ama neydi?”
“Eskiden çok daha hızlı düşünüyordum.”
“Bir işe başlıyorum ama birkaç dakika sonra ne yaptığımı unutuyorum.”
“Kelimeyi biliyorum ama bir türlü aklıma gelmiyor.”
“Okuduğumu anlamak için aynı cümleyi birkaç kez okumam gerekiyor.”
Bu şikâyetleri yaşayan pek çok kişi ilk olarak “Acaba hafızam mı bozuluyor?” diye endişeleniyor.
Oysa her unutkanlık demans değildir.
Bazen kişinin “unutkanlık” olarak tarif ettiği şey aslında hafızadan çok dikkat, odaklanma, zihinsel işlem hızı veya çalışma belleğiyle ilgilidir.
Son yıllarda bu tabloyu tarif etmek için sık kullandığımız ifadelerden biri de beyin sisi (brain fog).
Beyin sisi nedir?
Beyin sisi tıbbi olarak tek başına bir hastalık veya tanı değildir.
Daha çok kişinin;
düşüncelerini toparlamakta zorlanması,
konsantrasyonunun azalması,
kelime bulmakta güçlük çekmesi,
unutkan hissetmesi,
zihinsel olarak yavaşladığını düşünmesi,
günlük işlerde eskisine göre daha fazla zihinsel çaba harcaması
gibi birbiriyle ilişkili yakınmaları tarif etmek için kullanılan bir ifadedir.
Üstelik “beyin sisi” herkeste aynı şeyi ifade etmeyebilir. Bilimsel literatürde de bu kavramın bilişsel yakınmaların yanı sıra yorgunluk ve duygudurumla ilişkili belirtileri kapsayabildiği vurgulanıyor.
Bu nedenle benim için önemli olan yalnızca “Beyin sisiniz var” demek değil.
Beyin sisinin neden ortaya çıktığını anlamaya çalışmak.
Beyin sisi neden olur?
Tek bir nedeni yoktur.
Aslında beyin sisini anlamanın en önemli noktası da budur.
Uyku bozuklukları ve yetersiz uyku, yoğun stres, depresyon ve anksiyete, beslenme sorunları, bazı vitamin ve mineral eksiklikleri, tiroid fonksiyon bozuklukları, glukoz metabolizmasındaki sorunlar, bazı ilaçlar ve kronik hastalıklar bilişsel yakınmalara katkıda bulunabilir.
Kadınlarda perimenopoz ve menopoz dönemindeki hormonal değişiklikler de ayrıca değerlendirilmelidir. Bu dönemde hafıza, dikkat ve odaklanmayla ilgili yakınmaların sık görülebildiğini gösteren güncel çalışmalar bulunuyor.
Dolayısıyla “beyin sisi” dediğimizde aslında tek bir hastalıktan değil, çok farklı nedenlerle ortaya çıkabilen bir belirtiden söz ediyoruz.
Beyin sisi demans mıdır?
Hayır.
Beyin sisi yaşamak kişinin demans olduğu anlamına gelmez.
Özellikle yoğun dönemlerde isimleri unutmak, bir odaya neden girdiğini hatırlayamamak veya kelime bulmakta zaman zaman zorlanmak tek başına demans tanısı koydurmaz.
Ancak burada diğer uçta da olmamak gerekir.
Yeni başlayan ve giderek artan unutkanlık; günlük yaşamı, işi, para yönetimini, yön bulmayı veya kişinin daha önce rahatlıkla yaptığı işleri etkilemeye başladıysa değerlendirilmelidir.
Özellikle kişilik değişikliği, konuşma bozukluğu, güç kaybı, dengesizlik veya başka yeni nörolojik belirtiler eşlik ediyorsa konu artık yalnızca “beyin sisi” olarak değerlendirilmemelidir.
Beyin sisi bir tanı değildir. Bazen araştırılması gereken başka bir durumun işaretidir.
Kan tahlilleri normalse beyin sisi olmaz mı?
Bence burada önemli bir yanılgı var.
Bazı nedenleri laboratuvar testleriyle oldukça iyi değerlendirebiliriz.
Örneğin kişinin klinik durumuna göre hemogram, demir depoları, B12, folat, tiroid fonksiyonları, glukoz metabolizması ve başka bazı parametrelerin değerlendirilmesi gerekebilir.
Ve bir eksiklik veya hastalık saptandığında öncelikle bunun tedavi edilmesi gerekir.
Ancak insan metabolizmasında meydana gelen her biyolojik süreci rutin bir kan testiyle doğrudan ölçemiyoruz.
Uyku kalitesini, günlük stres yükünü, beslenme düzenini, zihinsel yükü veya kişinin gün içerisindeki bilişsel performansını tek bir laboratuvar değeriyle açıklamak mümkün değil.
Bu nedenle:
“Tahlilleriniz normal, dolayısıyla yaşadığınız şeyin bir açıklaması yok.”
yaklaşımını doğru bulmuyorum.
Laboratuvar sonuçları çok değerlidir; fakat iyi bir klinik öykünün yerine geçmez.
Beyin sisi için vitamin veya takviye kullanılmalı mı?
Burada herkese aynı reçeteyi vermek doğru değil.
Bir kişide demir eksikliği varsa demir eksikliğini tedavi etmek, B12 eksikliği varsa B12'yi yerine koymak gerekir.
Ama eksiklik olmadığı halde gelişigüzel şekilde çok sayıda vitamin ve takviye kullanmak da çözüm değildir.
Ben takviyeleri değerlendirirken kişinin beslenmesini, laboratuvar bulgularını, yaşını, yaşam biçimini, kullandığı ilaçları ve diğer şikâyetlerini birlikte ele almayı daha doğru buluyorum.
Çünkü “beyin sisi için şu vitamini kullanın” diyebileceğimiz herkese uygun tek bir formül yok.
IV tedaviler beyin sisine iyi gelir mi?
Beyin sisi ve zihinsel yorgunluk yaşayan kişilerde, değerlendirme sonucuna göre IV destek tedavilerinden de yararlanılabilir.
IV uygulamaların avantajlarından biri, kullanılan vitamin, mineral ve diğer desteklerin gastrointestinal sistemden emilim basamağına ihtiyaç duymadan doğrudan dolaşıma verilmesidir. Bu nedenle kişinin ihtiyaçları, beslenme durumu, mevcut eksiklikleri, yaşam temposu ve eşlik eden diğer şikâyetleri değerlendirilerek IV tedaviler kişiye özel bir destek programının parçası olarak planlanabilir.
Özellikle yoğun zihinsel veya fiziksel yük yaşayan, beslenme ve yaşam tarzı açısından desteklenmesi gereken ya da belirli eksiklikleri bulunan kişilerde oral desteklerin yanında veya uygun durumlarda alternatif olarak IV uygulamalardan yararlanmak mümkündür.
Burada önemli olan herkese aynı içeriği uygulamak yerine, hangi desteğin hangi amaçla kullanılacağını belirlemektir. IV tedavinin içeriği ve uygulama sıklığı da kişinin klinik değerlendirmesine göre planlanmalıdır.
Ben IV tedavileri tek başına bir “beyin sisi tedavisi” olarak değil; beslenme, uyku, yaşam tarzı düzenlemeleri ve gerekli tıbbi tedavilerle birlikte kişiye özel oluşturulan bütüncül yaklaşımın destekleyici parçalarından biri olarak değerlendiriyorum.
Uyku beyin sisini gerçekten bu kadar etkiler mi?
Evet.
Bazen kişi “Ben zaten 7–8 saat uyuyorum” diyebilir.
Ancak uyku süresi ile uyku kalitesi aynı şey değildir.
Gece sık uyanmak, uyku apnesi, huzursuz bacak, düzensiz uyku saatleri veya yeterince derin ve kesintisiz uyuyamamak ertesi gün dikkat ve zihinsel performansı etkileyebilir.
Bu nedenle beyin sisiyle birlikte sabah yorgunluğu, horlama, gündüz uyuklama veya dinlenmeden uyanma varsa uyku özellikle sorgulanmalıdır.
Aslında bir önceki yazımızdaki “Uyuyorum ama dinlenemiyorum” konusu ile beyin sisinin kesiştiği yerlerden biri tam olarak burası.
Stres gerçekten unutkanlık yapabilir mi?
Yapabilir.
Yoğun stres altında beynimiz aynı anda çok fazla uyaranla uğraşır.
Böyle dönemlerde sorun bazen bilgiyi “unutmak” değil, bilgiyi en başta yeterince dikkatle kaydedememektir.
Örneğin biri size bir isim söylediğinde zihniniz aynı anda beş farklı şeyle meşgulse o ismi birkaç dakika sonra hatırlayamamanız mutlaka belleğinizin bozulduğu anlamına gelmez.
Bu nedenle kişinin zihinsel yükünü değerlendirmeden her unutkanlığı yalnızca vitamin eksikliğine bağlamak da doğru değildir.
Kadınlarda hormonlar beyin sisini etkileyebilir mi?
Özellikle perimenopoz ve menopoz döneminde bu konu önemli.
Kadınlar bu dönemde sıklıkla:
“Kelime bulamıyorum.”
“Eskisi kadar hızlı düşünemiyorum.”
“Çok unutkan oldum.”
gibi yakınmalar tarif edebiliyor.
Araştırmalar menopoz geçişinde subjektif beyin sisi yakınmalarının sık olduğunu ve bazı bilişsel alanlarda küçük ama ölçülebilir değişiklikler görülebildiğini gösteriyor. Çoğu kadında bu değişikliklerin performansı patolojik düzeye indirmediğini de ayrıca belirtmek gerekiyor.
Dolayısıyla özellikle orta yaş dönemindeki bir kadında beyin sisini değerlendirirken hormonal dönemi tamamen görmezden gelmek de doğru olmaz.
Beyin sisi ne zaman ciddiye alınmalı?
Beyin sisi uzun süredir devam ediyorsa, giderek artıyorsa veya kişinin günlük yaşamını etkilemeye başladıysa değerlendirilmesini öneririm.
Özellikle daha önce kolaylıkla yapılan işleri yapmakta belirgin güçlük, yol veya yön bulmada sorun, konuşmada belirgin değişiklik, yeni gelişen davranış veya kişilik değişikliği gibi bulgular varsa yalnızca vitamin ve takviye yaklaşımıyla yetinilmemelidir.
Ani gelişen konuşma bozukluğu, yüz-kol-bacakta güçsüzlük veya uyuşma, bilinç değişikliği, yeni ve şiddetli baş ağrısı gibi akut nörolojik belirtiler ise acil değerlendirme gerektirir.
Ben beyin sisine nasıl yaklaşıyorum?
Benim için beyin sisi “Bir serum yapalım, zihniniz açılsın” şeklinde yaklaştığım bir şikâyet değil.
Ama aynı şekilde:
“Kan tahlilleriniz normal, demek ki bir şeyiniz yok.”
de değil.
Önce kişinin neyi “beyin sisi” olarak tarif ettiğini anlamaya çalışıyorum.
Gerçekten unutkanlık mı?
Odaklanamama mı?
Kelime bulma güçlüğü mü?
Zihinsel yorgunluk mu?
Sabah başlayan ve bütün gün süren bir durum mu, yoksa günün belirli saatlerinde mi artıyor?
Ardından uyku, beslenme, stres, hormonal dönem, kullanılan ilaçlar, geçirilen hastalıklar ve diğer belirtileri birlikte değerlendiriyorum.
Gerekli gördüğüm laboratuvar incelemelerini yapıyor ve ölçebildiğimiz nedenleri mümkün olduğunca ortaya koymaya çalışıyorum.
Saptanan bir hastalık veya eksiklik varsa önceliğim onu tedavi etmek.
Bunun yanında kişiye göre beslenme ve yaşam tarzı düzenlemeleri, uyku düzeninin iyileştirilmesi ve gerekli gördüğüm durumlarda oral takviyeler veya kişiye özel planlanan IV destek tedavileri tedavi planının bir parçası olabilir.
Benim için önemli olan tek başına bir vitamin, bir molekül veya bir serum değil.
Şikâyetin arkasındaki kişiyi bütünüyle değerlendirmek ve gerçekten ihtiyaç duyduğu desteği belirlemek.







Yorumlar