top of page

Leke Tedavisi Nasıl Yapılır? Her Cilt Lekesi Aynı mıdır?

Uzm. Dr. Berfu Doğan
30 Ağu
5 dakikada okunur

“Yüzümde lekeler var, bunları nasıl geçirebiliriz?”

Klinikte sık duyduğum sorulardan biri bu.

Ama benim bu soruya vereceğim ilk cevap genellikle doğrudan bir işlem adı olmuyor.

Çünkü ciltte gördüğümüz her koyu alan aynı leke değildir.

Güneşe bağlı lekeler, melazma, akne veya başka bir inflamasyon sonrasında gelişen postinflamatuar hiperpigmentasyon birbirinden farklı mekanizmalarla ortaya çıkabilir.

Dolayısıyla leke tedavisinde benim için ilk adım:

Önce lekenin ne olduğunu anlamak, sonra tedaviyi seçmek.


Cilt lekesi neden oluşur?

Cilt rengimizin oluşmasında melanin pigmenti önemli rol oynar.

Melanin üretiminin veya dağılımının çeşitli nedenlerle artması ciltte normalden daha koyu görünen alanların ortaya çıkmasına neden olabilir.

Ancak bunun arkasında tek bir mekanizma yoktur.

Güneş ve görünür ışık, hormonal faktörler, gebelik, genetik yatkınlık, yaşlanma, akne ve diğer inflamatuar cilt hastalıkları ile cilde uygulanan tahriş edici işlemler pigmentasyonu etkileyebilir.

Bu nedenle “leke” aslında tek başına bir tanı değildir.


Her cilt lekesi aynı mıdır?

Hayır.

Tedavide belki de en önemli nokta bu.

Örneğin;

Melazma, çoğunlukla yüzün belirli bölgelerinde simetrik kahverengi-gri alanlarla seyreden, kronik ve tekrarlamaya eğilimli bir pigmentasyon problemidir.

Güneş lekeleri, uzun yıllar boyunca güneşe maruziyet sonucunda özellikle yüz, el ve dekolte gibi bölgelerde ortaya çıkabilir.

Postinflamatuar hiperpigmentasyon (PIH) ise akne, egzama, travma veya bazen cilde uygulanan işlemler sonrasında gelişebilir. PIH'nin özellikle daha koyu cilt fototiplerinde daha belirgin ve kalıcı olabildiğini gösteren çalışmalar bulunuyor.

Bu üç durumun görüntüsü birbirine benzeyebilir.

Ama tedavileri birebir aynı değildir.


Leke tedavisinin en önemli basamağı nedir?

Bazen hastalar benden burada çok daha teknolojik bir cevap bekliyor ama:

Güneşten korunma.

Leke tedavisi yapıp cildi kontrolsüz biçimde UV ve görünür ışığa maruz bırakmak, bir taraftan tedavi edip diğer taraftan pigmentasyonu yeniden uyarmak anlamına gelebilir.

Özellikle pigmentasyona yatkın ciltlerde geniş spektrumlu güneş koruyucular önemlidir. PIH konusunda yapılan sistematik değerlendirmelerde de güneş koruması temel yaklaşım olarak öne çıkıyor; renkli/demir oksit içeren ürünler görünür ışığa karşı ek avantaj sağlayabilir.

Yani iyi bir leke tedavisi yalnızca klinikte yaptığımız işlemden ibaret değildir.

Evde devam eden doğru fotokoruma tedavinin bir parçasıdır.


Leke tedavisinde hangi yöntemler kullanılabilir?

Tek bir “en iyi leke tedavisi” yoktur.

Lekenin tipine ve kişinin cilt özelliklerine göre;

topikal ürünler, traneksamik asit gibi pigmentasyon üzerinde etkili olabilecek içerikler, mezoterapi uygulamaları, mikroiğneleme, kimyasal peelingler ve uygun hastalarda bazı enerji bazlı yöntemler değerlendirilebilir.

Örneğin melazmada traneksamik asidin oral, topikal ve intradermal kullanımını değerlendiren çalışmalar bulunuyor. 22 randomize çalışmayı ve 1.280 hastayı değerlendiren 2024 meta-analizinde farklı uygulama yollarında melazma şiddetinde azalma bildirilmiş; ancak çalışmalar arasındaki heterojenlik ve uzun dönem sonuçlar nedeniyle tedavinin kişiselleştirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Dolayısıyla mesele mümkün olduğunca fazla işlemi üst üste yapmak değil.

Doğru lekeye doğru yöntemi seçmek.


Leke tedavisinde mezoterapi

Mezoterapi, bazı aktif maddelerin çok küçük miktarlarda intradermal olarak uygulanmasına dayanan yöntemlerden biridir.

Leke tedavisinde özellikle traneksamik asit, glutatyon ve C vitamini gibi içeriklerin intradermal kullanımı araştırılmıştır.

2024 yılında yayımlanan bir meta-analizde melazma tedavisinde traneksamik asit ve C vitamini mezoterapisini karşılaştıran beş çalışma ve toplam 127 hasta değerlendirildi. Her iki yaklaşımda da iyileşme bildirilirken birbirlerine karşı belirgin bir üstünlük gösterilemedi.

Ancak mezoterapide de ürün seçimi kadar hasta seçimi önemlidir.

Çünkü pigmentasyona yatkın bir cildi gereğinden fazla travmatize etmek bazen tam tersine postinflamatuar hiperpigmentasyonu tetikleyebilir.


Leke tedavisinde eksozom kullanılabilir mi?

Son yıllarda medikal estetikte en fazla konuşulan konulardan biri eksozomlar.

Eksozomlar hücrelerin birbirleriyle iletişiminde rol oynayan; proteinler, lipidler ve çeşitli biyolojik sinyaller taşıyabilen küçük hücre dışı veziküllerdir.

Cilt uygulamalarında özellikle inflamasyon, doku onarımı, cilt kalitesi ve pigmentasyon üzerindeki potansiyel etkileri araştırılıyor.

Pigmentasyon açısından da ilginç erken sonuçlar var.

Örneğin 60 melazma hastasının değerlendirildiği bir klinik çalışmada insan göbek kordonu mezenkimal kök hücre kaynaklı eksozomlar, farklı cilt bariyeri aşma yöntemleriyle birlikte incelendi. Çalışma, eksozomların melazma açısından potansiyel bir yaklaşım olduğunu bildirdi.

2024'te yayımlanan 12 kişilik küçük bir vaka serisinde ise bitki kaynaklı eksozomların mikroiğneleme ile birlikte uygulanmasının yüz pigmentasyonunda iyileşmeyle ilişkili olduğu bildirildi.

Dolayısıyla burada benim özellikle altını çizmek istediğim nokta şu:

Eksozomlar umut vericidir; ancak bugün için klasik leke tedavilerinin yerini aldığı veya her pigmentasyon probleminde etkinliği kesinleşmiş standart bir tedavi olduğu söylenemez.

Ben eksozomu “mucize leke silici” olarak değil, uygun hastada diğer tedavilerin yanında değerlendirilebilecek rejeneratif bir yaklaşım olarak görüyorum.


Peki kök hücre leke tedavisinde kullanılır mı?

Burada terminoloji biraz karışıyor.

Piyasada “kök hücre tedavisi” adı altında sunulan her ürünün içinde canlı kök hücre bulunmaz.

Bazı uygulamalarda söz konusu olan şey kök hücrelerin kendisi değil; kök hücre kültür ortamından elde edilen conditioned medium, sekretom veya bunların içerdiği biyolojik faktörlerdir.

Bu ayrımı yapmak önemli.

Laboratuvar çalışmalarında yağ dokusu kaynaklı mezenkimal kök hücrelerin salgıladığı faktörlerin melanosit aktivitesini ve melanin sentezini baskılayabileceğine ilişkin biyolojik mekanizmalar gösterilmiştir.

İnsan çalışmalarında da kök hücre kültür ortamından elde edilen ürünlerle cilt tonu ve pigmentasyon parametrelerinde bazı olumlu sonuçlar bildirilmiştir.

Ancak burada kanıt düzeyi, yıllardır kullandığımız klasik pigmentasyon tedavileriyle aynı değildir.

Bu nedenle “kök hücre lekeleri geçirir” şeklinde kesin bir ifade kullanmayı doğru bulmuyorum.

Araştırmalar ilgi çekici ve rejeneratif tıp bu konuda hızla gelişiyor; fakat hangi ürünün, hangi kaynaktan, hangi konsantrasyonda ve hangi uygulama yöntemiyle kullanılacağı konusunda hâlâ standardizasyon ihtiyacı var.


Eksozom ile kök hücre aynı şey mi?

Hayır.

Bu ikisi günlük kullanımda birbirine karıştırılıyor.

Kök hücre canlı bir hücredir.

Eksozom ise hücrelerin salgıladığı hücre dışı veziküllerden biridir.

Dolayısıyla bir üründe eksozom bulunması o ürünün hastaya “kök hücre uyguladığı” anlamına gelmez.

Ben hastaya ne uygulandığının doğru isimlendirilmesini önemli buluyorum.


Leke tedavisinde lazer veya cihaz kullanılabilir mi?

Kullanılabilir; ancak her lekede ve her ciltte aynı şekilde değil.

Özellikle melazma ve PIH eğilimi bulunan kişilerde agresif enerji uygulamaları inflamasyonu artırarak pigmentasyonu kötüleştirebilir.

Bu nedenle bazen “lekeye ne kadar güçlü işlem yaparsak o kadar çabuk geçer” düşüncesi tam tersine sonuç verebilir.

Nitekim melazma çalışmalarında tedavi kesildikten sonra etkinliğin azalabildiği ve bazı mikroiğneleme kombinasyonlarında PIH gelişebildiği gösterilmiştir.

Leke tedavisinde agresif olmak her zaman etkili olmak anlamına gelmez.


Leke tedavisi ne kadar sürer?

Bu da lekenin tipine göre değişir.

Bazı yüzeysel pigmentasyon problemlerinde daha hızlı yanıt alınabilirken melazma gibi kronik ve tekrarlamaya eğilimli durumlarda uzun dönem kontrol gerekebilir.

Bu nedenle ben özellikle melazma hastalarına “birkaç işlem yapalım ve bir daha hiç çıkmasın” şeklinde bir beklenti vermeyi doğru bulmuyorum.

Bazen hedef lekeyi tamamen yok etmekten çok;

pigmentasyonu azaltmak, yeni pigment oluşumunu kontrol etmek ve elde edilen sonucu korumaktır.


Leke tedavisi neden bazen işe yaramaz?

Çünkü bazen sadece gördüğümüz kahverengi alanı tedavi etmeye çalışıyoruz.

Oysa pigmentasyonun devam etmesine neden olan güneş maruziyeti, inflamasyon, hormonal faktörler veya yanlış cilt bakımı devam ediyor olabilir.

Bazen de yanlış lekeye yanlış tedavi uygulanıyor olabilir.

Özellikle sürekli tahriş edilen ciltlerde tedavinin kendisi yeni pigmentasyon döngüsünü tetikleyebilir.

Bu nedenle benim yaklaşımım:

Lekenin rengini değil, lekenin nedenini tedavi etmek.


Ben leke tedavisine nasıl yaklaşıyorum?

Önce lekenin tipini, derinliğini, cildin fototipini ve pigmentasyona yatkınlığını değerlendiririm.

Sonra kişinin evde kullandığı ürünleri ve güneşten korunmasını düzenlerim.

Bundan sonra gerekiyorsa mezoterapi, mikroiğneleme, uygun cihaz uygulamaları veya rejeneratif yaklaşımlar tedavi planına eklenebilir.

Eksozom veya kök hücre kökenli ürünler de bu planın bir parçası olabilir; fakat bunları kanıtı kesinleşmiş tedavilerin yerine geçen mucize yöntemler olarak değil, bilimsel veriler geliştikçe uygun hastalarda değerlendirilebilecek seçenekler olarak ele alıyorum.

Çünkü leke tedavisinde benim için amaç cildi mümkün olduğunca fazla işleme maruz bırakmak değil.

Doğru tanı + doğru tedavi + doğru cilt bakımı + iyi güneş koruması.

Bazen en başarılı leke tedavisi, daha fazla işlem yapmak değil;

cildi ne zaman rahat bırakacağımızı da bilmektir.

 
 
 

Yorumlar


İLETİŞİM
KLİNİK
Fethiye Mah. Ata sk. No:12D/D
Nilüfer/BURSA
BİZİ TAKİP EDİN
HEKİM PROFİLLERİ

© 2026 Uzm. Dr. Berfu Doğan · Tüm hakları saklıdır.

bottom of page