Sürekli Şişkinlik Neden Olur? Her Şişkinlik SIBO mudur?
“Sabah karnım normal ama akşama doğru inanılmaz şişiyorum.”
“Ne yesem dokunuyor gibi hissediyorum.”
“Yemekten sonra karnım geriliyor, bazen kıyafetlerim bile rahatsız ediyor.”
“Probiyotik kullandım ama daha da şiştim.”
“Acaba bende SIBO mu var?”
Şişkinlik, günlük hayatta en sık karşılaşılan sindirim sistemi şikâyetlerinden biri.
Üstelik bazen yalnızca rahatsız edici bir dolgunluk hissi şeklinde olurken, bazen karında gözle görülür bir genişleme, gaz, ağrı, kabızlık veya ishal gibi başka belirtiler de tabloya eşlik edebilir.
Son yıllarda bağırsak sağlığına olan ilginin artmasıyla birlikte şişkinliği olan pek çok kişinin aklına ilk olarak SIBO geliyor.
Ancak önemli bir noktayı baştan söylemek gerekir:
Her şişkinlik SIBO değildir.
Ama uzun süren ve tekrarlayan şişkinliği de yalnızca “gazdır, olur böyle” diyerek geçiştirmek doğru değildir.
Şişkinlik neden olur?
Şişkinliğin tek bir nedeni yoktur.
Yediğimiz besinlerin içeriğinden bağırsak hareketlerine, kabızlıktan bağırsak-beyin etkileşimine kadar pek çok faktör bu şikâyetin ortaya çıkmasına katkıda bulunabilir.
Bazı kişilerde hızlı yemek, büyük porsiyonlar, gazlı içecekler veya fazla hava yutmak bile belirgin şişkinliğe neden olabilir.
Bazılarında ise problem daha karmaşıktır.
Örneğin;
kabızlık,
bazı karbonhidratların bağırsakta yeterince emilememesi,
laktoz intoleransı,
çölyak hastalığı,
bağırsak hareketlerinin yavaşlaması,
bağırsak mikrobiyotasındaki değişiklikler
veya SIBO
şikâyetin altında yer alabilir.
Üstelik aynı kişide bu faktörlerden birkaçı birlikte bulunabilir.
Bu nedenle yalnızca “Hangi yiyecek gaz yapıyor?” sorusuna cevap aramak bazen yeterli olmaz.
SIBO nedir?
SIBO, İngilizce Small Intestinal Bacterial Overgrowth ifadesinin kısaltmasıdır.
Basitçe anlatırsak, ince bağırsakta normalden fazla veya uygun olmayan bir bakteri yükünün bulunmasıyla ilişkili klinik bir tablodur.
Şişkinlik, gaz, karın ağrısı ve bağırsak alışkanlıklarında değişiklik gibi yakınmalara yol açabilir.
Ancak burada önemli bir ayrıntı var:
Bu belirtilerin hiçbiri yalnızca SIBO'ya özgü değildir.
Yani bir kişinin çok şişkin olması, tek başına “SIBO var” dememiz için yeterli değildir.
Her şişkinlik SIBO mudur?
Hayır.
Hatta şişkinliğin nedenini daha değerlendirmeden her hastayı doğrudan SIBO üzerinden ele almak bence doğru bir yaklaşım değil.
Çünkü benzer şikâyetleri IBS, kabızlık, bazı gıda intoleransları ve başka gastrointestinal sorunlarda da görebiliriz.
Örneğin uzun süredir kabızlığı olan bir kişide bağırsak içeriğinin ilerlemesinin yavaşlaması tek başına bile şişkinliği artırabilir.
Başka bir kişi özellikle süt ürünlerinden sonra şişiyorsa laktoz sindirimiyle ilgili bir problem düşünülebilir.
Bir başkasında ise belirli fermente olabilen karbonhidratlardan zengin besinler belirtileri belirginleştirebilir.
Dolayısıyla:
Şişkinlik bir belirtidir. SIBO ise bu belirtinin olası nedenlerinden yalnızca biridir.
Peki SIBO neden gelişir?
Burada bence konu daha ilginç hale geliyor.
Çünkü SIBO saptandığında yalnızca bağırsaktaki bakterilere odaklanmak bazen yeterli değildir.
“Bu bakteriler neden burada çoğaldı?” sorusunu da sormak gerekir.
İnce bağırsağın kendi hareket sistemi, bağırsak içeriğinin ilerlemesine ve bakterilerin kontrol altında tutulmasına katkıda bulunur.
Bağırsak hareketlerinin yavaşlamasına yol açabilen bazı durumlar, geçirilmiş cerrahiler veya anatomik değişiklikler ve bazı sistemik hastalıklar SIBO gelişimine zemin hazırlayabilir.
Bu nedenle yalnızca bakteriyel yükü azaltmaya çalışıp altta yatan faktörleri hiç değerlendirmemek, bazı kişilerde şikâyetlerin tekrar etmesinin nedenlerinden biri olabilir.
SIBO nasıl anlaşılır?
SIBO değerlendirmesinde en sık kullanılan yöntemlerden biri hidrojen ve metan nefes testleridir.
Kişiye belirli bir şeker solüsyonu verildikten sonra nefeste oluşan gazlar belirli aralıklarla ölçülür.
Ancak nefes testlerini de tek başına kusursuz bir “var/yok” testi gibi değerlendirmemek gerekir. Testin hazırlanma ve uygulanma şekli ile sonucun klinik bulgularla birlikte yorumlanması önemlidir.
Benim için test sonucu kadar şu sorular da değerlidir:
Şişkinlik ne zaman başlıyor?
Hangi besinlerle artıyor?
Kabızlık veya ishal var mı?
Dışkılama sonrasında rahatlama oluyor mu?
Daha önce antibiyotik kullanımı oldu mu?
Geçirilmiş gastrointestinal cerrahi var mı?
Kullanılan ilaçlar neler?
Çünkü testi değil, hastayı tedavi ediyoruz.
Probiyotik kullanmak şişkinliğe iyi gelir mi?
İşte burada “bağırsak sağlığı = probiyotik” denkleminden biraz uzaklaşmamız gerekiyor.
Probiyotikler bazı kişilerde ve bazı klinik durumlarda yararlı olabilir.
Ancak her şişkinlik yaşayan kişiye rastgele probiyotik başlamak doğru değildir.
Hatta bazı kişiler:
“Probiyotik kullanmaya başladım ve daha çok şiştim.”
diye gelir.
Bu şaşırtıcı değildir.
Probiyotiklerin içerdiği mikroorganizma türleri ve miktarları birbirinden farklıdır; ayrıca kişinin bağırsak yapısı ve mevcut problemi de sonucu etkileyebilir.
Dolayısıyla benim yaklaşımım:
“Bağırsak şikâyetin varsa probiyotik kullan.”
değil;
“Önce bağırsak şikâyetinin nedenini anlamaya çalışalım.”
Şişkinlikte beslenme önemli mi?
Kesinlikle.
Ama burada da herkese uzun bir “yasaklı yiyecekler listesi” vermeyi doğru bulmuyorum.
Bazı kişilerde belirli fermente olabilen karbonhidratların azaltıldığı düşük FODMAP yaklaşımı semptomların kontrolünde yararlı olabilir.
Fakat bunun amacı hayat boyu onlarca besini yasaklamak değildir.
Gerektiğinde belirli bir süre uygulanıp daha sonra besinlerin kontrollü şekilde yeniden eklenmesi ve kişinin gerçekten hangi gıdalara hassasiyet gösterdiğinin anlaşılması daha doğru bir yaklaşımdır.
Çünkü bağırsak tedavisinin amacı:
“Ne kadar çok besini çıkarabiliriz?” değil, “Kişinin mümkün olduğunca çeşitli ve tolere edebildiği bir beslenme düzenine nasıl ulaşabiliriz?” olmalıdır.
Bağırsak mikrobiyotası şişkinliği etkiler mi?
Bağırsaklarımızda yaşayan mikroorganizmaların sindirim sistemi fonksiyonlarıyla önemli bir ilişkisi var.
Besinlerin bağırsakta fermentasyonu sırasında oluşan gaz miktarı ve bağırsakların bu gazı nasıl yönettiği kişiden kişiye değişebilir.
Ancak burada “mikrobiyota bozuldu” ifadesini her şikâyetin tek açıklaması haline getirmemek gerekir.
Bağırsak sistemi yalnızca bakterilerden ibaret değildir.
Bağırsak hareketleri, beslenme, bağırsak-beyin etkileşimi, kişinin kullandığı ilaçlar ve eşlik eden hastalıklar da tablonun parçalarıdır.
Mikrobiyotayı değerlendiririm ama hastayı mikrobiyotadan ibaret görmem.
Şişkinlik için takviyeler kullanılabilir mi?
Kullanılabilir.
Ancak burada da tek bir “bağırsak paketi” herkese uygun değildir.
Kişinin problemine göre beslenme düzenlemeleri, lif desteği, belirli vitamin ve mineraller, bazı probiyotik veya prebiyotik yaklaşımlar ve farklı destekler tedavi planının içerisinde yer alabilir.
Buradaki seçim kişinin bağırsak alışkanlığına, beslenmesine, mevcut hastalıklarına ve yapılan değerlendirmeye göre değişir.
Örneğin kabızlığı belirgin olan bir kişiyle ishal ağırlıklı yakınmaları olan bir kişiye aynı bağırsak programını uygulamak zaten mantıklı değildir.
Fonksiyonel tıp yaklaşımının benim için değerli olduğu noktalardan biri de burada:
Sadece şikâyeti bastırmak yerine, o şikâyetin ortaya çıkmasına katkıda bulunan faktörleri birlikte değerlendirebilmek.
SIBO varsa tedavisi mümkün mü?
Evet.
SIBO tedavisinde kişinin klinik durumuna göre antibiyotik tedavileri, beslenme düzenlemeleri ve altta yatan nedenlere yönelik yaklaşımlar kullanılabilir.
Ancak benim için tedavinin önemli bir kısmı SIBO saptandıktan sonra bitmiyor.
Özellikle tekrarlayan vakalarda:
“Neden tekrar ediyor?”
sorusu önem kazanıyor.
Bağırsak hareketlerinin yavaşlığı, kabızlık, anatomik veya metabolik bazı durumlar ve kişinin beslenme düzeni gibi faktörler gerektiğinde yeniden değerlendirilmelidir.
Yani amaç yalnızca kısa süreli olarak gaz ve şişkinliği azaltmak değil; şikâyetin tekrarına katkıda bulunan nedenleri mümkün olduğunca ortaya koymaktır.
Şişkinlik ne zaman önemsenmeli?
Çoğu şişkinlik ciddi bir hastalığa bağlı değildir.
Ancak özellikle yeni başlayan veya giderek artan şişkinliğe;
açıklanamayan kilo kaybı, dışkıda kan, demir eksikliği/anemi, sürekli kusma, ateş, gece uyandıran belirgin şikâyetler veya bağırsak alışkanlığında kalıcı ve belirgin değişiklikler
eşlik ediyorsa tıbbi değerlendirme gerekir.
Özellikle ileri yaşta yeni başlayan ve kalıcı hale gelen şişkinliği de yalnızca “gaz” olarak değerlendirmemek gerekir.
Ben sürekli şişkinliğe nasıl yaklaşıyorum?
Benim için “Karnım sürekli şişiyor” diyen bir hastada ilk soru:
“SIBO testi yapalım mı?”
değil.
Ama cevap:
“Gazdır, takılmayın.”
da değil.
Öncelikle şişkinliğin karakterini anlamaya çalışırım.
Ne zaman başlıyor?
Yemeklerle ilişkili mi?
Sabah ve akşam arasında fark var mı?
Kabızlık, ishal veya karın ağrısı eşlik ediyor mu?
Hangi besinler artırıyor?
Kullanılan ilaçlar ve takviyeler neler?
Daha sonra kişinin öyküsüne ve muayenesine göre gerekli laboratuvar veya diğer incelemeleri planlarım.
SIBO'dan şüpheleniyorsam onu da değerlendiririm.
Ama SIBO'yu her bağırsak şikâyetinin otomatik açıklaması olarak görmem.
Saptanan probleme göre beslenme düzenlemeleri, bağırsak hareketlerinin desteklenmesi, gerekli medikal tedaviler ve uygun gördüğüm kişilerde kişiye özel probiyotik, prebiyotik, vitamin-mineral veya diğer destek tedavilerinden yararlanabilirim.
Burada amacım hastaya mümkün olduğunca fazla takviye vermek değil; hangi desteğin neden kullanıldığını bilerek bir plan oluşturmak.
Çünkü iki kişi aynı cümleyi söyleyebilir:
“Ne yesem karnım şişiyor.”
Ama birinde kabızlık, diğerinde IBS, bir başkasında laktoz intoleransı veya SIBO ön planda olabilir.
Ben bağırsak sağlığına tam da bu nedenle kişiye özel ve bütüncül yaklaşmayı tercih ediyorum.
Aynı şikâyet, herkeste aynı bağırsak problemi anlamına gelmez.







Yorumlar